Makale Yazarı Aranıyor – Makale Yazarlığı – Evde Ek İş

Tarihdeki Deniz Gezginleri

Şu anda modern bir çağda ve kimsenin inkar edemeyeceği bir zamanda yaşıyoruz “gelecek”.  Yeryüzü, okyanuslar hatta şu son elli yıl içeresin de uzay hakkında da birçok bilgi edinsek de, hala gün yüzüne çıkmamış fazlasıyla gerçek var. Bu saydıklarım bir kenarda dursun benim sizlere asıl anlatmak istediğim şey, muazzam derecede ürkütücü ama bir o kadar da dünyanın en saf hali olan “denizler” dir. Kendimi bildim bileli denizler ve onun çevresinde yapılan araştırmalar beni hep büyülemiştir. Herkes gibi benim de feyz aldığım kişiler var. Ve onların insanlık tarihinde şuan ki yaşadığımız modern çağa ışık tutmuş yüzlerce araştırması, bu araştırmalardan ortaya çıkan raporlar, yeni bulgular ve en son olarak bu bulgulardan yola çıkılarak hazırlanan taslaklar var işte benim için en can alıcı nokta burası, çünkü insanın hayal gücü vasıtasıyla beyninde canlandırdığı yeni dünyanın kapısını aralayan buluşların, icatların kağıda dökülmesidir, en can alıcı nokta…

Gemi olarak adlandırdığımız insan beyninin bana göre şuana kadar ki en büyük icatlarından biri bu dev tahtalarla örülü kalelerdir. Tabi ki her şey gibi bu kaleler de günden güne değişti ve gelişti. İnsanlığın yeni öğrendiği şeyleri iyiye yorumlaması gibi kötüye yorumlama yani onu kötüye kullanma huyu var. Düşünün, kimi zaman bu yüzen dev kaleler insanlık için gururlandırıcı, kimi zaman ise sonu hüsran ile biten bir vakadır. Örnek verecek olursak “Titanik” gibi. Ağlasak mı, gülsek mi dediğimiz bir sonuç var ortada. Neden diye soracak olursanız, “kibir” dostlar bunun başka hiçbir açıklaması olamaz. Herhangi bir konuda ne kadar gelişirsek, kibir ve haset duygularımızda birlikte büyüyor ve gelişiyor işte bunun sonu acı bitmesin, tek temennim bu.

Makalenin başında da belirttiğim gibi benim size asıl anlatmak istediğim konu “denizlerde keşifler”. İlk başlarda dünya bir tepsi gibi dümdüz zannediliyordu, hatta onun öncesinde daha da geriye gidersek bir boğanın boynuzunda asılıydı gezegenimiz. Kimi zaman merakına yenik düşenler oldu. Gizemli denizlere açılmak isteyenler ve geri dönemeyenler, geri döndüğü zaman kendi halkı tarafından kabul edilmeyenler, lanetlenenler, kurban edilenler ve daha nicesi, böyle son buldu başlamayan hikayeleri.

Size içeriğine güvendiğim ve severek okuduğum, Baskan Yayınlarına ait “Denizlerde Keşifler ve Kaşifler” adlı kitaptan birkaç alıntı yapmak istiyorum.

İlk yolculuk: Kızıl Erik ve Leif Eriksson

Milattan sonra 950 yılında Jaeren yakınlarında doğan Erik, henüz ergenlik döneminde komşu aile ile aralarında çıkan çatışmadan dolayı babasıyla birlikte vatanını terk etmek zorunda kaldı. İzlanda’ya sığındıkları dönemde Erik’in cinayet işlemesi ve yağma yapması onları orada da fazla tutmadı. Yalnız ve özgür olmak istiyordu yalnız ve özgür olarak kendi topraklarında kendi hükmünü yönetmek istiyordu ve içindeki o araştırmacı ve kaşif ruhu onu Grönland’a sürükledi. Aradan üç yıl geçtikten sonra ise Brattahild kolonisini kurdu.

Koloninin kurulmasının ardından uzun bir süre geçtikten sonra Erik’in oğlu Leif 1002 yılında okyanusun öbür yüzünü görmek için açılmaya karar verdi ve şimdiki Kanada da yer alan Quebec yöresi Vinland bölgesini keşfetti. Norveç’e yaptığı uzun ve yorucu bir yolculuk sırasında Hristiyanlığı kabul eden Leif, Grönland’daki ilk kiliseyi inşa etti. Kızıl Erik, oğlunun uzak diyarlardan dönüşünü izlediği kış, 1004 yılında öldü. Ve o tarihten sonra neler olduğunu kimse bilmiyor. İskandinavya halkının bir süre sonra bu kolonilere karşı duyduğu ilgi giderek azaldı ve sonunda tamamen hafızalardan yok oldu. Brattahild unutuldu, hem de tamamen unutuldu, Avrupa böyle bir yerin varlığını bile hatırlamadı. Oranın hem hafızalardan hem de coğrafyadan silinişi nasıl oldu bilinmez, ama öne sürülen teorilerin başında salgın hastalıklar, buzulların ilerlemesi, Eskimolar ile arasında yaşanan kanlı çatışmalar oranın tamamen silindiği yönündeki ileri atılan güçlü iddialar arasında yer almakta.

Bu Kızıl Erik hikayesi her ne kadar güzel başlamış olsa da sonu çok acı bitti, sevgili okurlar. Umarım sizlere anlatacağım sonraki hikayeler güzel ve mutlu biter.

 Tıp Biliminin ve Deniz Kaşifinin Öncüsü Vasco Da Gama

Hem Hindistan yolunu açmış hem de denizciler için en tehlikeli hastalık olan “iskorpit” in varlığını ortaya çıkarmış olan Vasco Da Gama 1469 yılında Estremadura’lı zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Genç yaşlarda denizcilik ile ilgilendi ve Portekiz Kralı Joao tarafından Hindistan’a düzenlenecek olan seferi yönetmekle görevlendirildi. Ancak kralın ölümü nedeniyle sefer ertelendi. Dünyanın en önemli deniz gezilerinden olan bu sefer 8 Temmuz 1497’de başladı; Malabar kıyılarında bulunan Kaliküt’e kadar gidildi ve iki yıl sonra 1499 Eylülünde Lizbon’da sona erdi. Vasco Da Gama 1502 ve 1524’de askeri amaç ile iki sefer daha düzenledi bu seferlerde ki görevi Portekiz kralının gücünü uzak diyarlara duyurmaktı ve bunu yaparken Vasco Da Gama ilk kanlı sömürgecilik girişimlerini başlattı. İnsanları Portekiz kralına boyun eğdirmek için silah ve şiddete başvurmaktan çekinmedi. Vasco Da Gama hastalık ve yorgunluğun etkisi ile bitkin düşerek 11 Eylül 1524’de Hindistan’da, Koşin’de hayata gözlerini kapadı ve Vasco Da Gama’nın öldüğü yer Malabar kıyısında ki yerli halkı cezalandırmak amacı ile kurulan seferlerin hareket noktası olan deniz üssüydü. Vasco Da Gama çağının en yiğit ve korkusuz denizcilerinden birisi olarak anıldı.

İlk İnsan Fernao De Magellan

Dünyanın çevresini denizden dolaşmaya çalışan ilk insan Magellan’dır. Bu yolculuk günümüzde bile önem taşımaktadır. 1480 yıllarında Portekiz’in kuzeyinde doğan Magellan gençliğinin büyük bir kısmını gemilerde geçirerek denizciliği öğrendi. Daha sonra yolculuklar tasarladı. Kristof Kolomb yolculuğu esnasında bilinmeyen bir kıtaya rastladığı için yolculuğu yarıda kalmıştı fakat kendi kararıydı dünyanın çevresini gemi ile dolaşarak ülkesine dönecekti.

Magellan güneyden gitmeyi seçerek 20 Eylül 1519 Sanlucar Limanı’nda beş gemiden oluşan bir sefer başlattı; bunlardan bir tanesi ancak üç yıl sonra enkaz halinde, pis, kirlenmiş güvertesindeki on sekiz kişi açlıktan, susuzluktan ve korkudan akıllarını kaçıracak durumda İspanya’ya, ülkelerine ulaşmışlardı. Yola 265 kişi ile çıkılmış ancak sadece on sekizi dönebilmişti dönemeyen kişilerin arasında Magellan’da vardı.

Yolculuk başladığında Atlas Okyanusu’nu aşarak Güney Amerika kıyılarında o “lanetli” geçidi aramışlardı. Sonunda orayı bulmuşlar ve kanlı isyan ve fırtınalara rağmen oradan geçmeyi başardılar.

Büyük Okyanus’ta açlıktan gemideki derileri yiyerek, susuzluk çekmişlerdi. Maalesef Filipinlere vardıklarında Magellan her ne kadar dengeli ve öngörüşlü bir insan olmasına rağmen 27 Nisan 1521 günü sebepsiz ve saçma bir nedenden dolayı çıkan çatışmada ölmüştü. Geriye dönen on sekiz kişiyi yirmi dört saat kimse tanıyamamıştı, resmen unutulmuşlardı.

Fernao De Magellan

Zalim Denize Adı Verilen Denizci Willem Barents

Norveç ile Ural dağlarını ayıran, Arktika kutup çemberinin üst tarafında çok haşin,çok zalim bir deniz vardır; Barents Denizi.

Bu ad, bir kara parçasının adı değildir, bu ismin bir efsanevi bir anlamı da yoktur bu isim sadece bu denizi keşfeden ve burada ölen denizci Willem Barents.

Willem Barents’in yaşamı hakkında hemen, hemen hiçbir bilgi bilinmiyor. Adı ilk kez Avrupa ve Sibirya’dan geçerek Çin’e giden deniz yolculuğunda duyuldu. 1594 ve 1597 arasında ki yolculuklar sırasında Ayı Adası, Spitzberg Adası, Novaya Zemlya Adası’nı keşfetti. Ve bu sırada zorlu Kuzey Kutup denizlerini kış mevsiminde geçmeyi başardı. Çok iyi bir haritacı olan Barents, keşfettiği ve gezdiği yerleri çok iyi ve ayrıntılı bir şekilde anlatan belgeler bıraktı.

Dört yıl aralıksız bir şekilde denizlerde dolaştı, bu durum onu çağının en önemli kutup kaşiflerinden biri haline getirdi. Bugün bile gezilmesi en güç denizlerde bilinçli ve tecrübeli bir şekilde yolculuk yaptı. 1594 ve 1597’deki ilk yolculuğu sırasında karşısına buzdağları çıkınca geri dönmek zorunda kaldı. Ama 1596 yılındaki üçüncü sefer girişiminde ilerlemeyi göze aldı. Bu yolculuktan sağ olarak dönemedi fakat yolculuk sırasında adamlarına yol göstererek adamlarının hayatını kurtardı. İnsanlar ondan sonra ancak bugün ki gelişmiş tekniklere sahipken onun izinden gidebildi.

Evet sizlere birbirinden farklı birçok insanın yaşamından kesitler anlattım. Onların bazen başlarına dert olan cesaretlerinden ama bazen de yeni ufuklara çıkaran sabır ve dayanışmalarından söz ettim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.